28 Temmuz 2011 Perşembe

Lazerli-epilasyon-zararlari

Lazerle Epilasyonun Zararı Veya Yan Etkisi Var Mıdır?

En çok sorulan sorulardan birisi de, lazerle epilasyonun sağlığa herhangi bir zararının veya yan etkisinin olup olmadığı şeklindedir. Lazerle epilasyon, kişinin cilt yapısına uygun enerji seviyesi kullanılarak doğru bir şekilde uygulanır ve cilt soğutması da yine cilt yapısına uygun bir biçimde yapılırsa yan etki oluşturma riski oldukça azdır.

Bronz kişilerin ciltleri açık tenli kişilerle kıyaslandığında lazer enerjisinin daha yüksek bir miktarını emmektedir. Bu nedenle bronz tenliler için cilt yüzeyinde daha az enerji bırakan Nd:YAG lazerin Alexandrite lazere göre daha uygun bir seçenek olduğu söylenebilir. Ancak epilasyonda hangi lazer tipi kullanılmış olursa olsun, lazer uygulamasından sonraki iki hafta boyunca güneşten sakınılmasında yarar bulunmaktadır. Aksi takdirde alerjik reaksiyonlar ve/veya leke oluşumu gözlenebilir.

Lazer ışınının çok güçlü ve parlak olması nedeniyle lazerle epilasyon uygulaması sırasında özel bir gözlük takılmalıdır. Aksi takdirde lazer ışını gözlerde hasara neden olabilmektedir.

Lazer-epilasyon-nedir

Lazer Epilasyonun Etki Mekanizması Nedir?

Lazerle epilasyon yönteminde, lazer ışığı, melanin pigmentini hedef alır ve kıl follikülünde yüksek enerjiye ulaşır. Follikül içerisindeki melanin’in lazer ışığındaki enerjiyi emmesiyle follikül ısınır ve harabiyete uğrar. Bu harabiyet nedeniyle follikül yeni kıl oluşturma yeteneğini kaybeder ve yeni kıl oluşumu engellenmiş olur. Lazer ışığındaki yüksek enerji follikülde harabiyete neden olurken cildin diğer yapılarında herhangi bir harabiyete neden olmamaktadır.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Botox nedir botox fiyatlari botoks

Botox (Botulinum toksini), Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir toksindir ve sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelleyip, sinirler ile sinirlerin ulaştığı organlar arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösterir. Sinir iletiminin durması, sinirin ulaştığı organın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlar. Botox’un etki mekanizmasından tıpta birçok alanda yararlanılmaktadır. Plastik cerrahi alanında ise genellikle mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki çizgilenmeleri azaltmak ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacı ile kullanılır.

Mimik kaslarının yıllar boyunca çalışması, üzerini örten deri üzerindeki kıvrımları belirgin hale getirir ve böylece yüzdeki çizgilenmeler ortaya çıkar. En sık ortaya çıkan çizgiler, alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresinde görülür. Mimik kaslarına botox uygulanarak bu kasların hareketleri zayıflatılabilir, kas hareketlerindeki azalma, üzerindeki derinin, kas hareketleri ile katlanmasını ve katlanmaya bağlı çizgilenmeyi de azaltır.

Botoks, ter bezlerine uygulandığında, ter bezleri ile sinir uçları arasındaki iletim de durdurularak ter bezlerinin çalışması azaltılabilir. Vücudun en çok terleyen bölgeleri, avuç içleri ve koltuk altı bölgesidir. Aşırı terleme ve buna bağlı ter kokusu şikayeti olan kişilerin terleyen bölgelerine botox uygulandığında şikayetlerinde düzelme sağlanır.

Botoks, injeksiyon şeklinde uygulanır ve ağrılı bir işlem değildir, injeksiyon anında hafif bir ağrı hissedilebilir. Mimik kaslarının hareketlerinde azalma istendiğinde mimik kaslarının içine, terleme şikayetinin azalması istendiğinde deri içine injeksiyon yapılır. Botox’un etkisi injeksiyonu takiben ilk hafta içinde ortaya çıkar ve etki süresi 3-9 ay olmakla beraber ortalama 6 aydır. Botox, etkisini yitirdiğinde uygulama tekrarlanabilir. 2 yıl boyunca düzenli olarak botox uygulanan kişiler uygulamaya aynı düzende devam ettiklerinde kaslarında belirgin bir zayıflama olabilir. Bu nedenle uygulamaların 2. yıldan sonra daha uzun aralıklarla yapılmasında yarar vardır.

Botoks’un sağlık üzerine ciddi bir yan etkisi yoktur. Uygulama sonrası geçici bir şişlik, morarma, nadiren de geçici olarak göz kapağında düşüklük yapabilir. Botox’un gebelik ve emzirme döneminde zararlı bir etkisinin olup olmadığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle gebelik ve emzirme döneminde botox uygulamalarının yapılmaması önerilir. Sinir-kas sistemine ait hastalığı olan kişilerde (Eaton-Lambert sendromu, myastenia gravis gibi) uygulanmamalıdır.

Sivilce akne tedavileri yontemleri

Sivilce ya da yaygın isimlendirilmesi ile ergenlik sivilcesi yağ üreten bezlerin uzun süren ve tekrarlayan iltihabi bir hastalığıdır.

Deride siyah noktalar, kızarık sivilceler, bazen derin kist ve nodüller, tedavi edilmediğinde de izlerle kendini gösterir. Çoğunlukla ergenlik çağında başlar. Bununla beraber ergenlik çağına has değildir ve yirmili otuzlu yaşlarda da başlayabilir. Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülür. Bazen ergenlik çağından erişkine kadar uzun yıllar devam edebilir.

Derinin yağlı bölgelerinde ortaya çıkar. Çoğunlukla yüz, boyun, sırt, göğüs, omuzlar ve bazen kalçalarda görülür. Tedavi ihmal edildiğinde iz kalır ve en çok yüz bölgesindeki izler estetik açıdan problem yaratır.

Birden fazla faktörün biraraya gelmesiyle akne oluşur. Bunları başında kalıtım gelir. Diğer önemli faktör hormonal uyarıdır. Bir kez yağ bezinin boyun kısmı tıkanıp genişlemiş siyah nokta (komedon) oluştuktan sonra, propionibacterium acnes adı verilen ve normal şartlarda derimizde bizimle dost olarak yaşayan, az sayıdaki bakteri çoğalma fırsatı bulur ve aknenin artmasına katkı yapar. Akne bulaşıcı değildir. Hormonların etkisi hariç tutulursa herhangi bir iç organ hastalığının belirtisi de değildir. Hormonal etki yumurtalık ve böbreküstü bezlerinden salgılanan androjen grubu hormonlar tarafından oluşturulur. Kan androjen hormon düzeyleri normal olsa da bu hormonlara deri duyarlılığı söz konusu olabilir ve yine akne oluşabilir. Kan androjen düzeyleri yüksekse bunun ayrıca araştırılması ve tedavisi gerekir. Kan hormon düzeyinin yüksekliği çoğunlukla tedaviye dirençli ve şiddetli akne meydana getirir ve bazen kıllanma ve saç dökülmesi gibi ek belirtiler de verir.

Tedavilerde akneli kişinin bilmesi gereken püf noktalar:

Akne uzun sürelidir, dolayısıyla uzun süre tedavi gerektirir.

Akne tedavi edilmezse iz kalma riski artar.

Kişinin evde yüzüyle oynaması, sıkması, kaşıması, iz kalma riskini artırır.

Akne bir deri hastalığıdır.Tedavisi deri hastalıkları uzmanı hekimin alanına girer.

İlaç tedavisi kişiye göre değişir. Bu nedenle arkadaştan, komşudan ilaç tavsiyesi almak yanlıştır.Tedavide kullanılan ilaçlar çok çeşitlidir. İlaç seçimini hekim, hastanın yaşına, cinsiyetine, sivilcelerin şiddetine, yaygınlığına göre yapar. Her ilaçher hastada uygun olmayabilir. Belirli aralıklarla ilaçların değiştirilerek kullanılması, tüm ilaçlarda belli aralıklarda kontroller gereklidir.

Leke cilt tedavileri

Cilt üzerinde oluşan lekelerin yaralanma, akne, kıl batığı, güneş, ilaç, kozmetik gibi sebepleri olabileceği gibi iç hastalıklardan kaynaklanan değişimler de olabilir. Bunlar atlanmamalıdır. Mutlaka doktora danışılmalıdır.

En sık görülen lekelenme sebeplerinden biri güneştir. Cilt kendini korumak için rengini koyulaştır. Bu koyulaşma cildin hassas olduğu noktalarda lekelenmeye dönüşebilir. Akne, sivilce izleri de benzer şekilde lekelenme yapabilir.

Tedavi amacıyla kimyasal peeling veya lazer uygulamaları yapılabilir. Hangisinin daha uygun tedavi seçeneği olduğu doktorumuz tarafından cildin genel yapısı ve ihtiyacına göre belirlenecektir.


Kaç seans tedavi gerekir?

Bu lezyonun boyu, yerleşimi, derinliği ve rengine göre değişmektedir. Yüzdeki ince damarlanmalar ve yaşlılık lekeleri genellikle bir-iki tedavide iyileşebilirken, daha koyu ve derin doğum lekeleri daha fazla seans gerektirebilir. Her seans 15-20 dk. kadar sürmektedir. Tedavi aralıkları dört-sekiz hafta civarındadır ve her seanstan sonra lezyonun renginde açılma beklenmektedir.

Tedavi sonrasında ne olacak?

IPL lazer tedavisini takiben hafif bir renk değişimi olabilir. Birkaç gün sonra lezyon üzerinde kabuklanma olur ve 7-14 gün içinde de düşer. Nadiren de bazı renk değişiklikleri aylarca kalabilir.

IPL tedavisinden ne beklenmeli?

Damarsal ve pigmente lezyonlarda hastalarımızın çoğunda düzelme görmekteyiz. Düzelme bazen çok dramatik olabilmektedir. Yine de her tıbbi işlemde olduğu gibi, bazı vakalarda hafif değişiklikler olabilir ve nadiren de değişiklik gözlenmeyebilir.

LEKE ÇEŞİTLERİ

MELASMA (Cloasma)

Doğum kontrol hapları içerdikleri hormonlar nedeniyle ve hamilelik sırasındaki hormonsal değişimler, melanin pigmentin aşırı üretimini neden olabilir,bu artış ile birlikte en çok güneş gören yanak,alın ve çene gibi bölgelerde boyutları büyük, lekeler oluşabilir,bazen genetik özellik taşıyan bu durumlar tekrarlayan hamileliklerle birlikte artış gösterebilir


YAYGIN HİPERPİGMENTASYON

Böbrek üstü bezi yetmezliği ile oluşan addison hastalığı,hipertiroidizim ve hemokromatoz hastalığında görülür.

CAFE AU LAİT

Sütlü kahve renkli olan bu lekeler doğuştan ve ya erken çocukluk dönemlerinde gelişir,boyutları 2 em den 30 cm kadar olabilen bu lekeler bazen tek başlarında olabilirler ve ya norofibromatozis hastalıkların belirtisi olabilir.Bu yüzden bu lekeler kontrol altında tutulmalılar.


FOTO ALERJİK REAKSİYONLAR

Ağızdan alınan bazı ilaçlar ve ya topikal (bölgesel) sürülen bazı kimyasal ilaçlar ve ya bitki yaprakları güneş ile birlikte hiperpigmentasyona yol açabilirler.Bazen hafif kızarıklık e ya alerjik reaksiyon seviyesinde iken bazen daha ağır reaksiyonlar,bölgesel su toplamaları,ve bölgesel lekelerin oluşumuna neden olabilirler.


KRONİK GÜNEŞ VE YA SOLARYUM BANYOLARI

Güneş ve solaryuma maruz kalmanın sonucunda cilt kendini korumak amacı ile daha kalınlaşır ve melanin pigment üretimi artar,dolayısıyla leke oluşumunda artış görülür.


ÇİL(EFELİD)

En çok yanak,alın ve çene kısmında görülen bu lekeler açık ve ya daha koyu kahve rengi lekeler şeklinde olabilirler. Genelde güneşli mevsimlerde artarken güneş olmayan mevsimlerde azalma gösterirler.


LENTİGO

Erken yaşlarda solar lentigo denilirken ileri yaşlarda oluşanlara senil lentigo denilir,boyutları 2-20 cm olabilirken, renkleri açık kahve renginden siyaha kadar değişen renklerde olabilirler,lentigolar bazen sistemik bir takım hastalıklarla birlikte olabilirler ve ya hastalıkların habercisi olabilirler,örneğin Peutz-jeghers sendromunda lekeler ile birlikte bağırsakta polip ve iç organlarda kanserler görülebilir.


LEKELERDE TEDAVİ

Lekelerin oluşum ve ilerlemesinde güneş çok önemli bir faktör olduğundan her şeyden önce güneşin UV ışınlarından çok iyi korunmak gerekiyor,unutulmamak gereken nokta ise UV ışınlarının bir tek güneşli mevsimlerde değil,bulutlu ve karlı havalarda var olduğunu ve lekelerin ilerlememesi ve yeni lekelerin oluşmaması için her dönemde güneşten iyi korunmak gerektiği,kış aylarında 15-20 faktör güneş koruyucular kullanmaları yeterli iken yaz aylarında daha yüksek faktör içeren güneş koruyucu kullanmak gerekir,güneş koruyucular etkilerini 4-5 saate bir kaybettiklerinde ve su ile temasta etkilerini yitirdiklerinden kaç saate bir onları tekrarlamakta yarar görülüyor,kozmetik sektörü ise bu konuda çok hızlı bir gelişme göstererek çok değişik alternatifler üretiyor,yüksek koruma faktör içeren fondöten ve pudralar,güneş koruyucu rujlar bu konudaki seçeneklerden birkaç tanesidir.

MEDİKAL TEDAVİ

Bölgeye sürülen ilaçlar bazen bölgenin rengini açabilir ve ya soyucu nitelik taşıyabilir,bilinen en önemli renk açıcılar hidrokinon,kojik asit,askorbik asit olup,bazen tek tek bazen kombine şeklinde uygulanabilir soyucu nitelikteki ilaçlar ise meyve asitleri ve ya retinoik asitlerdir ve daha derin tabakalara kadar nüfuz ederler,soyucular bazen tek başında bazen başka yöntemler ile birlikte kullanılabilirler.



KİMYASAL PEELİNG

Kimyasal peelingler yüzeysel,orta ve derin peeling olarak 3 gruba ayrılır yüzeysel ve derin peelingler doktorlar tarafından uygulanmalı,ve değişik konsantrasyonlarda olabilirler bu meyve asit türevi ilaçlar doğru uygulandıklarında kişinin günlük aktivitelerini ve işe gitmesini etkilemezler cilt tipi,cilt rengi ve problemin yoğunluğuna göre seans sayısı ve seans araları (ortalama 5-10 seans haftada bir)değişebilir derin peelingler cildin derin tabakalarına kadar soyma yaptıklarından iyileşme dönemleri ağır geçer doğru yapılmadığında yan etki riski fazla olduğundan çok tercih edilmezler.


DERMABRAZYON

Derinin en üst tabakası olan epidermis tabakasının tamamı,dermis tabakasının ise üst kısmının dermabrazyon cihazları kullanılarak kaldırılmasıdır.Bu cihazlar hızla dönen tel fırça yada zımpara kağıdından oluşur ve derinin orta tabakalarına kadar soyulmasını neden olur. İlk iyileşme belirtileri bir hafta içersinde başlarken,birkaç haftaya kadar cildi dış etkenlerden çok iyi korumak gerekir,sadece ameliyathane ve steril şartlarda bu konuda eğitimi olan plastik cerrah ve dermatologlar tarafından uygulanan bu yöntem keloid oluşma riski olan kişilerde kesinlikle uygulanmamalı,güneş ve yaşlılık lekeleri yanı sıra akne izlerinde de uygulanabilir bir yöntem.


MİKRODERMABRZYON

Alminiyum hidroksi kristalları kullanılarak ciltte yüzeysel peeling yapma yöntemidir*bazen tek başında bazen kimyasal peelingler ile birlikte kullanılabilir, ameliyathane şartları gerekmez,Office şartlarında uygulanabilecek bir yöntem problemin yoğunluğuna göre seans sayısı değişir.



CRYOTHERAPY (KRİYOTERAPİ)

Lekenin dondurularak ortadan kaldırılmasıdır,uygulamalar kolay ve pratiktir.uygulamada sıvı azot ve ya karbondioksit kullanılır,uygulamadan sonra bazen kızarıklık ve ya su toplamalar ve ona takiben koyu renkte kabuklanmalar olabilir*ortalama 2 hafta içersinde kabuklar dökülür ve daha canlı renkte canlı bir deri ortaya çıkar.

LAZER
Karbondioksit ve Erbium Lazer kullanılabilir. Karbondioksit lazer derin soymaya neden olduklarından,uzun iyileşme dönemleri gösterirler ve kollojen bantlarında yenilenme sağladıklarından aynı anda cilt de gençleşme sağlarlar iyileşme dönemi zor ve uzun sürelidir erbium lazer grubunda ise iyileşme süresi daha kısa,yalnız işlem oldukça kanamalıdır ciltte kollejen yapımında artış olduğundan ciltte aynı anda gençleşme sağlayabilir.

IPL (YOĞUNLAŞTIRILMIŞ ATIMLI IŞIK)
Ciltte her hangi bir soyulma yapmaksızın ciltteki lekeleri gidermektir işlemden sonraki ilk 2 hafta lekenin rengi koyulaşır,hafif bir kabuk tutar.10-15 gün içersinde kabuklar dökülür ve alttan daha temiz ve pürüzsüz bir cilt çıkar problemin yoğunluğuna göre ortalama 1-3 seans uygulama yapmak gerekir.Bu ışık türü çeşidi el üstündeki güneş lekeleri,dekolte ve göğüste yerleşen lekeler,yüzde ve vücuttaki kılcal damar ve varis, keloid ve epilasyon amacı ile de kullanılabilir.

Kalıcı makyaj - permanent make up

KALICI MAKYAJ (Permanent Make Up)

Kalıcı makyaj doğal pigmentleri (Bu alerjik olmayan renkler özellikle yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermez. Kalıcı makyajın dövme ile karıştırılmaması gerekir ama aynı şekilde uzun yıllar ciltte kalarak doğal görünümünü korur.) cildin yüzeyine estetik bir şekilde yerleştirme işlemidir.

Cildin alt tabakasına müdahale olduğu için mutlaka uzman doktor tarafından yapılması gerekir. Uygulanan maddeler tamamen doğal mineral ve bitki pigmentlerinin bileşiminden elde edilir. Kesinlikle yan etkisi yoktur. Steril ve tek kullanımlık iğnelerle kisiye özel olarak doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına zerk edilme işlemidir.İşlem tamamlandıktan sonra epidermis hücreleri ölür ve yenilenir. Pigmentasyon etkisi yaklaşık olarak 2 ile 3 yıl boyunca görünürlüğünü korur.
Kaslar, gözler ve dudaklar ayrıca yara izleri, cilt lekeleri ve kusurlarını kapatmak isteyen herkes mikro-pigmentasyon metoduyla tanışabilir.
Kalıcı makyajın ciltte kalış süresi kişiye bağlıdır. UVB ısınları kalıcı makyajın ömrünü azaltır. Güneşe ve solaryuma maruz kalınmadığında bu süre 3 ile 5 yıl arasında değişebilir.
Kalıcı makyaj önemli bir rahatsızlığı olmayan her kişiye uygulanabilir. Seker hastalarına, HIV virüsü taşıyanlara ve hemofili hastalarına uygulanması kesinlikle sakıncalıdır.

Kalıcı makyaj yaptırmadan önce, cilt renginin alt tonlarındaki farklılıkları ortaya çıkaracak olan bir test uygulanabilir. Bu test sayesinde kişinin alerjik olup olmadığı da anlaşılarak herhangi bir alerjik reaksiyon riski elimine edilir.

Lazerli epilasyon

Lazer Epilasyon yönteminden önce kadın ve erkeklerin önemli estetik kaygılarından biri olan aşırı kıl probleminden kurtulmak için asırlardır çok farklı yöntemler kullanılmıştır. Ağda, traş ve kimyasal dökücüler gibi depilasyon yöntemleri ile istenilen kalıcı epilasyon sonuçlarına ulaşamadı. Bu eski epilasyon yöntemleri kesin sonuç vermediği gibi, sık aralıklarla uygulanmasının güçlüklerinden ötürü, doktorlar artık kalıcı sonuç veren lazer epilasyon yöntemini önermektedir...